İşin içinde iş var deyimi ne demek ?

Esprili

New member
İşin İçinde İş Var: Bir Hikâye Anlatmak İstiyorum

Merhaba sevgili forumdaşlar,

Bugün, sıradan bir deyimi biraz daha derinlemesine, duygusal bir şekilde ele almak istiyorum: “İşin içinde iş var.” Bu deyim, pek çok kişinin hayatında karşılaştığı ama belki de çok anlamlı kılmadığı bir kavramdır. Ama gelin, bu deyimin ardında aslında neler yattığını birlikte keşfedelim. Bunu size bir hikâye ile anlatmak istiyorum, çünkü bazen hikâyeler, bize sadece kelimelerden çok daha fazlasını anlatır.

Hikâyemi dinlerken, hem erkeklerin çözüm odaklı, stratejik bakış açılarının hem de kadınların empatik ve ilişkisel yaklaşımlarının nasıl farklı şekillerde devreye girdiğini göreceksiniz. Bu hikâyede, küçük bir kasabada yaşanan olaylar ve ilişkiler üzerinden “İşin içinde iş var” deyiminin gerçek anlamını keşfedeceğiz. Gelin, birlikte hikâyenin içinde kaybolalım ve sonunda bu deyimin ne anlama geldiğini bulalım.

Bir Kasabanın Hikâyesi: Mehmet ve Elif

Bir zamanlar, Anadolu'nun kuytu köylerinden birinde, Mehmet adında genç bir adam yaşardı. Mehmet, köyün tek marangozuydu ve işine son derece bağlıydı. Hem güçlüydü, hem de pratik zekâsı ile her sorunu hızlıca çözebiliyordu. Evet, o her şeyin bir çözümü olduğuna inanıyordu. Mesela, sabah uyanır, kahvesini içerken, önünde uzanan tahta parçalarına bakar ve hemen hangi parça nereye uyacak diye düşünür, akşam bitmeden onları mükemmel bir şekilde işlenmiş birer mobilyaya dönüştürürdü.

Mehmet'in işinin tek başına düzenli bir iş olmadığını fark ettiğinizde, işin içinde iş olduğunu hemen anlardınız. O her şeyin bir amacı olduğuna inanıyordu, her işin bir planı vardı. İşin özü, her şeyin zamanında ve düzgün yapılmasıydı. Bir gün, köye yeni bir adam geldi. Adı Ali’ydi ve Mehmet’in marangozluk işini almak istediğini söyledi. Ali, Mehmet’in işini kurumsallaştırmak, ona yatırım yapmak ve büyük bir marangozluk atölyesi kurmak istiyordu.

Mehmet, Ali’nin teklifini heyecanla dinlerken, bir yandan da içinden “İşin içinde iş var” deyimini tekrarlıyordu. Çünkü, Mehmet’in stratejik bakış açısı her şeyin göründüğü gibi olmayacağını gösteriyordu. Hemen ona bir teklif sundu: “Gel, seninle iş birliği yapalım. Ben işin ahlâkını, kalitesini, işçiliğini sana gösteririm. Ama asıl kazanç, güven ve ilişkide.”

Elif’in Perspektifi: İlişkiler ve Güven

Mehmet'in teklifini duyduğunda, Elif de oradaydı. Elif, Mehmet’in nişanlısıydı ve tüm kasaba onu, insanların dertlerine kulak veren, duygusal zekâsı yüksek, empatik bir insan olarak tanıyordu. Elif, her ne kadar Mehmet’in pratik zekâsını takdir etse de, ona her zaman bir şey hatırlatırdı: “Bir işi sadece çözümle değil, ilişkiyle de yapmalısın.” Elif, her şeyin strateji ve pratik çözümlerle değil, insan ilişkileriyle sürdürülebilir olduğunu biliyordu. Onun bakış açısı daha çok insanların ruhuna hitap etmek ve onlarla sağlam bağlar kurmaktan yanaydı.

Elif, bir gün Mehmet’e, “Ali ile gerçekten iş yapmak istiyor musun?” diye sordu. Mehmet biraz düşünmeden, “Evet, ama işin içinde iş var, dediğim gibi, bir şeyler var. Her şey düzgün gidecek, sen de görürsün,” dedi. Ancak Elif, bir bakışla Mehmet’e, “Bazen işin içinde sadece iş değil, güven, anlayış ve ilişki de vardır. Eğer bunlar yoksa, başarılı olmanın yolu zordur,” diye karşılık verdi.

İşte Elif’in bakış açısı buydu. O, her zaman ilişkilerin temele yerleştirilmesi gerektiğine inanıyordu. Çünkü ona göre, işin içinde iş var derken, sadece maddi kazancı değil, karşılıklı güveni, dostluğu ve sağlıklı iletişimi de göz önünde bulundurmalıydı. Elif, bir ilişkiyi sürdürebilmek için her iki tarafın da fedakârlık yapması gerektiğini biliyordu. Sadece “iş” yaparak bir şeyin uzun süreli olamayacağını anlamıştı.

Ve Olanlar Oldu: İşin Gerçek Yüzü

Mehmet, Ali ile anlaşarak bir marangozluk atölyesi kurmaya başladı. Başlangıçta her şey yolunda gidiyordu. Mehmet işlerin teknik kısmıyla ilgileniyor, Ali ise yatırımları ve pazarlama stratejileriyle ilgileniyordu. Ancak zaman geçtikçe, Mehmet ve Elif’in öngörüleri doğru çıkmaya başladı. Ali, kar amacı güden bir işletme olarak, insanların ihtiyaçlarını dikkate almak yerine, sadece hız ve maliyetleri düşürmeye odaklanmıştı. İş yerindeki insanlar mutsuzdu, ilişkiler kopuyordu. Birkaç ay sonra, Mehmet, Elif’in söylediklerini hatırlayarak, Ali ile olan işbirliğini sonlandırmaya karar verdi.

Mehmet, “İşin içinde iş var,” dedi, “ama asıl iş ilişkideymiş. İnsanları anlamadan, onlara değer vermeden iş yapmanın anlamı yok.” Ali ise işlerin yalnızca karla değil, güvenle yapılması gerektiğini anlamamıştı.

Bir Ders Çıkarmak: İlişki ve Güven Her Zaman Başarıya Götürür

Mehmet ve Elif’in hikayesi, bize aslında “İşin içinde iş var” deyiminin çok derin bir anlam taşıdığını gösteriyor. “İş” sadece maddi kazanç değil, aynı zamanda güven, ilişkiler ve insan odaklı yaklaşım demekti. Elif’in empatik bakış açısı, tüm bu sürecin kalbi oluyordu. Mehmet ise stratejik düşünerek, her şeyin düzenli ve planlı yapılması gerektiğine inanıyordu. Ancak sonunda öğrendiler ki, başarılı olmak için yalnızca strateji ve çözüm yeterli değildi, ilişkiler ve güven de en az onlar kadar önemliydi.

Şimdi sizlere soruyorum, sevgili forumdaşlar: “İşin içinde iş var” deyimini hayatınızda ne zaman fark ettiniz? Gerçekten işin içinde başka neler vardı? Kendi deneyimlerinizi ve bakış açılarınızı paylaşmanızı çok isterim.
 
Üst