Deontoloji ne demek sözlük anlamı ?

Esprili

New member
[color=]Deontoloji Nedir? Ciddiyeti Terk Edip Eğlenceye Girelim!

Herkese merhaba forumdaşlar!

Bugün biraz felsefi bir konuyu, ama çok da ciddi olmayan bir şekilde ele alacağız: Deontoloji. Evet, o kadar zor bir kelime ki, sanki "deontoloji"yi doğru yazmak, doğru anlamak kadar zor bir şeymiş gibi hissediyorsunuz, değil mi? Neyse ki, burada hep beraber eğlenerek çözebiliriz. Hadi gelin, felsefeyi biraz mizah ve samimiyetle karıştıralım. Düşüncelerimize de dahil olmaya ne dersiniz? Herkesin birbirine bağırmadan fikir beyan edebileceği bir felsefi tartışma mekanı hayal edin… Burada tam olarak bunu yapacağız. Hadi gelin, deontoloji hakkında konuşalım!

[color=]Deontoloji: Ne Demek Bu?

Evet, bir an için felsefeye derinlemesine daldık ve kendimizi "deontoloji" kelimesiyle yüz yüze bulduk. Ama korkmayın, derinlere gitmek zorunda değiliz. Deontoloji, "görevcilik" veya "doğru olanı yapma" anlayışını ifade eden bir terimdir. Yani, deontolojiyi basitçe anlatacak olursak: "Bir şey doğruysa, yapmak zorundasın. Sonuçlarına bakma, doğruyu yap!" Mesela, "birine yardım etmen gerekse de, yemek yediğin koca tabaktan bir lokma bırakmak zorundasın" gibi. Tamam, biraz uç bir örnek oldu ama aslında demek istediğimi anladınız değil mi? Deontoloji, ahlaki yükümlülüklerimiz ve görevlerimizle ilgili. Kısacası, doğru bildiğin şeyi yapmayı savunur.

Ve işte felsefi bir "bilge" gibi gözlüklerinizi takıp düşünmeye başladınız! Ama şimdi, biraz mizahi bir açıdan bakalım! Erkeklerin çözüm odaklı bakış açısıyla, kadınların empatik yaklaşımı bu kelimenin etrafında nasıl dönebilir? Hadi bakalım!

[color=]Erkekler ve Deontoloji: "Hadi, Şu Yolu Çözeyim!"

Şimdi, hepimiz biliyoruz ki erkeklerin felsefi bakış açıları genellikle çözüm odaklıdır. Özellikle de deontoloji gibi bir şeyle karşılaştıklarında, “Peki, bunu nasıl çözerim?” diye düşünmeye başlarlar. Erkekler için deontoloji demek, "Yapılması gereken şey nedir?" ve "Bu görevi yerine getirmek için hangi stratejiyi izlemeliyim?" demek. Felsefe kitabına başvurmazlar, daha çok pratikte ne yapılması gerektiğini anlamak isterler.

Örneğin, erkekler deontolojiye bakarken şöyle derler: "Evet, doğru olanı yapmam gerek, ama ben de bu yol haritasını çözmeliyim! Ne kadar zamanım var? Şimdi şunu mu yapmalıyım, yoksa önce şunu mu çözmeliyim?!" Ve sonra durur, stratejik bir şekilde çözümü bulurlar. Deontoloji, onlara bir tür "problem çözme rehberi" gibi gelir. Aksi takdirde, zaten "doğru olanı yapma" derken her zaman "pratik" bir yol izleyeceklerdir. Her şeyin düzgün bir şekilde yapılması, genellikle bir görev olarak kabul edilir.

Ama... diyelim ki bu görev "kötü bir şey yapmak" zorunda olduğunda (mesela, biri sana pizza getirmiş ve pizzanın ortasında senin en sevmediğin malzeme var), erkekler şu cevabı verebilirler: “Bunu doğru yapmam gerektiğini biliyorum ama, pizza şu anda elimde ve ben buna bir çözüm bulacağım!”

Öyle mi, gerçekten mi?

[color=]Kadınlar ve Deontoloji: "Doğruyu Yap, Ama Bu İnsanlara Ne Olur?"

Şimdi, deontoloji konusunda kadınların nasıl düşündüğüne bir göz atalım. Kadınlar için deontoloji genellikle "doğru olanı yapmak" kadar, "bunun insanlara nasıl yansıdığı" ve "nasıl hissettirdiği" ile de ilgilidir. Duygusal zekaya odaklanan bakış açıları, onların deontolojik yaklaşımını zenginleştirir. “Evet, doğru olanı yapmalısın,” diyen kadınlar genellikle devamında şunu ekler: “Ama ya bu insanları nasıl etkiler? Onların hisleri ne olacak?” Hatta, bazen kendi doğrularını savunurken, başkalarının duygusal ihtiyaçlarını da göz önünde bulundururlar.

Örneğin, deontolojiyi bir kadın şöyle uygular: “Evet, doğru olanı yapmalıyım, ama bu konuda nasıl bir yaklaşım sergileyebilirim ki, insanlar benimle birlikte bu doğruyu kabullensin ve kalbini kırmayayım?” Burada mesele, sadece doğruyu yapmak değil, doğruyu yaparken insanları hissettirilen duygularına da saygı göstermektir. Yani, birisi sana “Bu tartışmayı kazanmalısın!” derse, kadınlar “Evet, kazanmalıyım, ama insanların duygusal ihtiyacını da göz önünde bulundurmalıyım” şeklinde bir bakış açısı geliştirebilirler.

Kadınlar için deontoloji, hem doğru olanı yapmak, hem de “bunu yaparken insanları kırmamak” ve “bu durumu ilişkisel bağlamda düzgünce yönetmek” anlamına gelir. Bu da demektir ki, deontolojik bir görevi yerine getirirken, "Bu doğru mu? Gerçekten doğru mu? Peki, şimdi bir insan olarak nasıl bunu iyi hissettirebiliriz?" sorusuna yanıt ararlar.

[color=]Deontoloji ve Gündelik Hayat: Kahve, Çikolata ve Doğru Olanı Yapmak

Şimdi gelelim deontolojiyi günlük hayatta nasıl uygularız sorusuna. Güne başlamak bir deontolojik görevi yerine getirmek gibidir: Yataktan kalkıp kahve yapmak. Hadi diyelim ki kahveyi yapma görevini yerine getirdiniz. Ama deontolojik bir yaklaşım şöyle diyor: “Evet, kahve yapmalısın, ama bunun keyfini çıkaracak insanları da düşünmelisin!” Yani, kahve sadece doğru değil, aynı zamanda tatmin edici olmalıdır! İşte, kadınların ve erkeklerin deontolojiyi günlük hayatta nasıl uygulayacağına dair muazzam bir fark.

Evet, kahvenizi hazırlarken bunu sadece bir görev olarak yapabilirsiniz ama aynı zamanda “Kahve biraz daha sıcak olmalı mı?” sorusunu sorarsanız, bu zaten kadınların empatik yaklaşımıyla alakalı. Erkeklerse biraz daha “hızlı ve efektif” şekilde, “Kahve bu kadar yeter, hemen işe koyulalım!” diyebilirler.

[color=]Tartışma Zamanı: Deontoloji Gerçekten Her Şey Mi?

Hadi, biraz sohbet edelim!

1. Deontoloji size nasıl bir yaklaşım sunuyor? Doğru olanı yaparken, hislerinizi de göz önünde bulundurur musunuz?

2. Erkekler ve kadınlar deontolojiyi uygularken farklı mı düşünüyorlar? Ne dersiniz?

3. Hayatımızda en sık karşılaştığımız deontolojik görevler hangileri olabilir? Kendi hayatınızda nasıl örnekler verirsiniz?

Görüşlerinizi bekliyorum! Hep birlikte gülüp, düşünelim.
 
Üst