Dövmesi olan cennete girebilir mi ?

Aylin

New member
Öte yandan French, Mortensen ve Timming'in ABD'deki çalışanlar üzerine yaptığı 2019 tarihli çalışma, dövmeli ve dövmesiz çalışanlar arasında ücret, kazanç veya istihdam açısından genel bir dezavantaj olduğuna dair ampirik kanıt bulmamıştır.

Bu iki bulgu birbiriyle çelişmek zorunda değil.

İnsanların işe alım sırasında dövmeli adayları olumsuz değerlendirme eğilimi bulunabilir; fakat gerçek hayatta dövmeli çalışanların istihdam ve ücret sonuçları her durumda daha kötü olmayabilir.

Bu bize önemli bir şey söylüyor: Önyargı ile gerçek sonuç aynı şey değildir.

Irk, Kültür ve Dövmenin Anlamı

Dövmenin anlamı kültürden kültüre değişebilir. Bazı toplumlarda dövme geleneksel kimliğin, topluluk aidiyetinin veya tarihsel mirasın parçasıdır. Başka toplumlarda ise suç, hapishane veya marjinal gruplarla ilişkilendirilebilir.

Örneğin Meksika-ABD sınırındaki bazı toplulukları inceleyen araştırmalar, belirli dövmelerin “narco cultura” veya çete geçmişiyle ilişkilendirilebildiğini ve bunun sosyal damgalamaya yol açabildiğini ortaya koymaktadır.

Burada ırk ve sınıfın birbirinden tamamen ayrı düşünülmesi de mümkün değildir. Bir sembolün anlamı, onu taşıyan kişinin ait olduğu düşünülen toplulukla birlikte okunabilir.

Daha geniş ayrımcılık araştırmaları da işyerlerinde ırk ve toplumsal cinsiyetin birbirinden bağımsız işlemediğini göstermektedir. Avrupa'daki beş ülkede gerçekleştirilen bir alan deneyinde, işe alım süreçlerinde ırk ve cinsiyetin kesişen etkileri incelenmiş ve farklı grupların farklı meslek alanlarında farklı biçimlerde değerlendirilebildiği bulunmuştur.

Bu nedenle dövmeyi de “herkes için aynı anlama gelen basit bir işaret” olarak değerlendirmek doğru olmaz.

“Dövmesi Olan Kişi Kötüdür” Algısı Nereden Geliyor?

Dövme hakkındaki önyargıların önemli bir kısmı tarihsel çağrışımlardan besleniyor.

Araştırmalar, dövmeli insanların bazı gözlemciler tarafından daha “sapkın” veya olumsuz karakter özelliklerine sahip olarak değerlendirilebildiğini ortaya koyuyor.

Ancak 518 restoran çalışanını inceleyen bir araştırmada, yalnızca dövmeli olmanın işyerindeki kişilerarası veya örgütsel sapkın davranışlarla ilişkili olmadığı bulunmuştur.

Yani “Dövmesi var, demek ki güvenilmez” biçimindeki çıkarım bilimsel açıdan savunulabilecek basit bir sonuç değildir.

Aynı şey din açısından da düşünülebilir. “Bu davranış dinen yasaktır” demek başka, “Bu insan kötü insandır ve cennete giremez” demek başkadır.

İkinci cümle, kişinin bütün ahlaki ve manevi hayatı hakkında çok daha geniş bir hüküm vermektedir.

Peki Dövmesi Olan Bir Müslüman Ne Yapmalı?

Diyanet'in yaklaşımında daha önce yapılmış kalıcı dövme ile dövme yaptırma eylemi arasında önemli bir ayrım bulunmaktadır. Kalıcı dövmenin suyun deriye ulaşmasını engelleyen bir tabaka oluşturmaması hâlinde abdest ve gusle engel olmadığı belirtilmektedir.

Dolayısıyla geçmişte dövme yaptırmış bir insanın “Artık ibadetlerimin hiçbir anlamı yok” sonucuna varması doğru değildir.

Ayrıca dövmenin lazerle çıkarılması konusu da otomatik bir zorunluluk şeklinde değerlendirilmemelidir. Dini kaynaklara dayalı bazı fetvalarda, dövmenin çıkarılmasının ciddi zarar oluşturması hâlinde kişinin dövmenin iziyle yaşamaya devam edebileceği ve tövbenin yeterli olabileceği ifade edilmektedir.

Bu noktada sağlık boyutu da önemlidir. Tıbbi bir işlem söz konusu olduğundan kişilerin kendi sağlık durumlarını dikkate almaları gerekir.

Asıl Tartışma: Dindarlığı Beden Üzerinden Ölçebilir miyiz?

Bence bu konunun en zor tarafı burada başlıyor.

Bir insanın dövmesi olabilir ve aynı zamanda namaz kılabilir, sadaka verebilir, ailesine destek olabilir, dürüst yaşayabilir ve yaptığı hatalar için tövbe edebilir.

Bir başka insanın hiç dövmesi olmayabilir ama bu durum tek başına onun ahlaki üstünlüğünü kanıtlamaz.

Bu düşünce dövmenin dinî hükmünü ortadan kaldırmaz. Fakat dinî hüküm ile insanın tamamını yargılamanın aynı şey olmadığını hatırlatır.

Üstelik toplumsal baskı bazen kişiyi dinden uzaklaştırmak yerine dine daha fazla yaklaştırabilir, bazen de tam tersine kişinin kendisini toplumdan dışlanmış hissetmesine yol açabilir. Burada kullanılan dil çok önemlidir.

“Dövmen var, sen nasıl Müslümansın?” demek ile “İslam geleneğinde dövme konusunda ciddi bir yasak anlayışı var; fakat geçmişte yaptırılmış bir dövmenin ibadetlere etkisi konusunda ayrıca şu kaynaklara bakılabilir” demek aynı iletişim değildir.

Birincisi kişiyi hedef alır.

İkincisi bilgi verir.

Kişisel Deneyim Meselesinde Dürüst Olmak

Bu yazıda kişisel deneyim aktarırken özellikle bir sınır koymak gerekiyor: Benim kişisel olarak dövme yaptırmış olma, dövme nedeniyle dışlanma veya bir dinî topluluk içerisinde bu nedenle yargılanma deneyimim yok. Bu yüzden böyle bir deneyim yaşamışım gibi anlatmak E-E-A-T açısından doğru olmaz.

Buradaki değerlendirme, dinî kaynaklar ve akademik araştırmalar üzerinden yapılan bir analizdir.

Fakat araştırmalarda insanların dövmeleri nedeniyle farklı algılanabildiğini görmek, günlük hayatta karşılaşabileceğimiz küçük görünen yorumların aslında daha büyük toplumsal kalıplarla bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.

Sonuç Yerine Birkaç Soru

“Dövmesi olan cennete girebilir mi?” sorusuna insanların verdiği cevap çoğu zaman onların din anlayışından daha fazlasını ortaya çıkarıyor. Bazen beden ahlakın göstergesi olarak görülüyor, bazen kadınların davranışlarını kontrol etmek için kullanılıyor, bazen sınıfsal ve kültürel önyargılar devreye giriyor.

İslamî açıdan dövme konusunda güçlü bir yasaklayıcı kaynak geleneği bulunduğu açık. Ancak buradan hareketle belirli bir kişinin cennete girip giremeyeceği konusunda kesin hüküm vermek insanların görevi değildir.

Belki forumda tartışılması gereken sorular şunlar:

Dövme yaptırmakla dövmesi olan bir insanı ahlaken yargılamak arasındaki sınırı nerede çiziyoruz?

Kadınların dövmeleri neden bazı toplumlarda erkeklerin dövmelerinden farklı biçimde yorumlanıyor?

Aynı dövme neden bir üniversite öğrencisinde “sanatsal tercih”, düşük gelirli bir çalışanda ise “sorunlu geçmiş” şeklinde algılanabiliyor?

Dini bir yasağı açıklarken kişiyi utandırmadan veya toplumdan dışlamadan nasıl konuşabiliriz?

Bir insanın geçmişte yaptığı dinen yanlış kabul edilen bir davranış, onun bugünkü inancını ve ahlakını ne ölçüde belirlemeli?

Ve belki de en önemlisi: Bir insanın bedenindeki tek bir işaretten onun bütün karakteri hakkında hüküm vermeye neden bu kadar yatkınız?

Bu soruların cevapları yalnızca dövme meselesini değil; beden, inanç, özgürlük, toplumsal cinsiyet, sınıf ve insanlara verdiğimiz değeri de tartışmaya açıyor.

Kaynakları Metin İçinde Görünür KılKişisel Deneyim Sınırını Kısalt

Kaynakları Metin İçinde Görünür Kıl

Kişisel Deneyim Sınırını Kısalt

Irk ve Kültür Bölümünü Derinleştir
 
Üst