Faruk Aksoy aslen nereli ?

celikci

Global Mod
Global Mod
Faruk Aksoy Aslen Nereli? İstanbul mu, Şanlıurfa mı?

Faruk Aksoy Aslen Nereli? Bir İsim, İki Şehir ve Sinema Yolculuğunun Ardındaki Hikâye

Geçenlerde bir arkadaş grubunda sinema üzerine konuşurken konu bir anda Faruk Aksoy'a geldi. Masadaki herkes onun özellikle Fetih 1453 filmiyle tanındığını biliyordu ama asıl soru başka yerde düğümlendi:

“Faruk Aksoy aslen nereli?”

İlk bakışta oldukça basit görünen bu soru, biraz araştırınca insanı ilginç bir biyografi ayrıntısının içine çekiyor. Çünkü Faruk Aksoy hakkında internette yer alan biyografik kaynaklarda doğum yeri konusunda farklı bilgiler bulunuyor. Bazı kaynaklar İstanbul'u gösterirken, bazı kaynaklarda Şanlıurfa, bazı eski biyografik kayıtlarda ise Urfa bilgisi yer alıyor. Bu nedenle “aslen nereli?” sorusunu cevaplarken yalnızca tek bir internet sayfasına bakıp kesin hüküm vermek yerine kaynakları karşılaştırmak gerekiyor.

Benim karşıma çıkan en dikkat çekici ayrıntı da tam olarak buydu. Çünkü Faruk Aksoy'un biyografisinde “İstanbul'da doğdu” ifadesi bulunan kaynaklar olduğu gibi “1964 Urfa'da doğmuştur” diyen kayıtlar da mevcut. SinemaTürk doğum yeri olarak Urfa'yı verirken, Biyografya İstanbul bilgisini kullanıyor. Şanlıurfa Kültür Araştırmaları kaynaklarında yer alan biyografik belgede ise doğrudan “1964 Urfa'da doğmuştur” ifadesi bulunuyor.

Peki bu durumda ne diyeceğiz?

Hikâyenin İlk Düğümü: İstanbul mu, Urfa mı?

Bir düşünün: Bir insanın doğduğu şehir ile “aslen” geldiği yer her zaman aynı mıdır?

Türkiye'de bu ayrım özellikle önemlidir. Bir kişi İstanbul'da doğmuş olabilir ama ailesinin kökeni Şanlıurfa'dan gelebilir. Başka biri Ankara'da büyüyüp kendisini Erzurumlu, Trabzonlu veya Mardinli olarak tanımlayabilir. Dolayısıyla “aslen nereli?” sorusu yalnızca nüfus kaydındaki doğum yerini değil, aile kökenini ve kişinin kendisini nasıl tanımladığını da çağrıştırır.

Faruk Aksoy örneğinde ise elimizdeki kaynaklar, doğum yeri konusunda dahi tam bir birlik göstermiyor.

Bu yüzden en temkinli ifade şu olur: Faruk Aksoy hakkında güvenilir biyografik kaynakların bir bölümü doğum yerini Urfa/Şanlıurfa olarak verirken, bazı biyografi kaynakları İstanbul'u doğum yeri olarak göstermektedir. Özellikle Şanlıurfa kaynaklı biyografik belgede 1964 Urfa doğumlu olduğu açıkça belirtilmektedir.

Dolayısıyla “Faruk Aksoy aslen nereli?” sorusuna internetteki yaygın biyografik kayıtlara dayanarak Şanlıurfa/Urfa kökeni öne çıkan bir bilgi şeklinde yaklaşmak mümkün; ancak İstanbul bilgisini de yok saymamak gerekiyor.

İkinci Perde: Bir Hukuk Eğitimi, Sonra Sinema

Hikâyenin daha ilginç tarafı ise burada başlıyor.

Faruk Aksoy'un hayatına yalnızca “yönetmen” etiketiyle bakıldığında önemli bir ayrıntı gözden kaçıyor. İstanbul Üniversitesi'nde eğitim alıyor ve Avrupa Topluluğu Hukuku alanında lisansüstü çalışma yapıyor. Daha sonra sinemaya yöneliyor.

Bir masada hukuk kitapları, diğer masada film senaryoları olduğunu düşünün.

İşte hikâyenin karakterlerinden biri olan Murat tam burada devreye giriyor. Murat, işlerin çözümünü hızlıca planlamayı seven, “Önce problemi tanımlayalım, sonra adım adım ilerleyelim” diyen bir karakter. Ona göre sinema da büyük ölçüde organizasyon işidir: bütçe hazırlanacak, ekip kurulacak, takvim belirlenecek ve çekim tamamlanacaktır.

Masadaki diğer karakter Elif ise aynı meseleye başka bir pencereden bakıyor. Onun için film yalnızca planlanan sahnelerden ibaret değil. Oyuncunun sette kendisini nasıl hissettiği, ekibin birbirini anlayıp anlamadığı, bir hikâyenin seyircide nasıl bir duygu bırakacağı da en az teknik plan kadar önemli.

İkisinin yaklaşımı çatışmıyor; aslında birbirini tamamlıyor.

Murat “Nasıl yapacağız?” diye sorarken Elif “Bunu yaparken insanları nasıl etkileyecek?” diye soruyor.

Bu küçük kurgu, sinema üretiminin aslında tek bir düşünme biçimine indirgenemeyeceğini gösteriyor. Üstelik bunu “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” gibi kesin kalıplara bağlamak da doğru olmaz. İnsanların çözüm odaklı veya empatik davranması cinsiyetten çok karakter, eğitim, deneyim ve içinde bulunulan koşullarla şekillenebilir.

Üçüncü Perde: Onat Kutlar ve Sinemanın İçine Açılan Kapı

Faruk Aksoy'un sinemaya girişinde Onat Kutlar'ın yanında çalışması önemli bir dönüm noktası olarak anlatılıyor. Sonraki yıllarda Tony Gatlif, Bernard Faroux, Kostas Kutsomitris ve Lucien Pintilie gibi yönetmenlerle çalışma fırsatı bulduğu belirtiliyor.

Burada hikâye bir anda kişisel bir kariyer öyküsünden Türkiye sinemasının tarihine açılıyor.

Çünkü Yeşilçam'dan 1990'ların bağımsız yapım anlayışına, Avrupa ile yapılan ortak çalışmalardan 2000'li yıllardaki büyük bütçeli yerli filmlere kadar Türkiye'de sinema sektörü sürekli dönüşüm geçirdi.

Aksoy'un kariyeri de bu değişimin farklı dönemlerine dokunuyor.

1990'ların ortalarında kendi yapım şirketini kuruyor. Canan Gerede'nin yönettiği Aşk Ölümden Soğuktur filminin yapımcılığını üstleniyor. Ardından Karışık Pizza, Güle Güle ve başka projeler geliyor.

Murat yine not defterini çıkarıyor:

“Bir yapım şirketi kurmak istiyorsan bütçe, ekip, dağıtım ve takvim…”

Elif gülümsüyor:

“Evet ama bir filmin seyirciyle kuracağı bağın da hesabını yapamazsın.”

İşte sinemanın tuhaf güzelliği burada.

Bazı şeyler hesaplanabilir, bazı şeyler ise ancak izleyiciyle buluştuğunda anlam kazanır.

Dördüncü Perde: Fetih 1453 ve Tarihle Kurulan İlişki

Faruk Aksoy denildiğinde birçok kişinin zihninde ilk canlanan yapımlardan biri Fetih 1453 oluyor. Filmin yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlenmesi, kariyerindeki en dikkat çekici aşamalardan biri olarak kayıtlara geçiyor.

Burada tarih devreye giriyor.

1453 yalnızca bir tarih değildir. İstanbul'un Osmanlılar tarafından alınması, Bizans'ın sona erişi ve Osmanlı tarihinin yeni bir dönemine geçişiyle Türkiye'de kolektif hafızanın önemli başlıklarından biridir.

Bir film böyle bir tarihi olayı anlattığında yalnızca geçmişi göstermiş olmaz. Aynı zamanda günümüz insanının geçmişe nasıl baktığını da gösterir.

Murat bu noktada yine çözüm arıyor:

“Büyük bir tarihi olayı sinemaya aktarmanın yolu, büyük bir prodüksiyon kurmaktan geçer.”

Elif ise başka bir soru soruyor:

“Peki seyirci o insanların korkusunu, beklentisini, kaybını ve umudunu hissedebilecek mi?”

İki soru da önemlidir.

Tarih sinemaya aktarılırken yalnızca savaşların, hükümdarların ve stratejilerin değil, sıradan insanların hayatlarının da düşünülmesi gerekir. Çünkü tarihin içinde karar veren yöneticiler kadar o kararların sonuçlarını yaşayan toplumlar da vardır.

Bu açıdan Fetih 1453 gibi büyük ölçekli tarih filmleri, yalnızca bir hikâye anlatmaz; geçmişin bugünkü toplum tarafından nasıl hatırlandığı konusunda da tartışma başlatır.

Beşinci Perde: “Aslen Nereli?” Sorusu Neden Bu Kadar Merak Ediliyor?

Bence hikâyenin en ilginç noktası burası.

Bir oyuncu veya yönetmen hakkında insanlar neden “Aslen nereli?” diye soruyor?

Çünkü Türkiye'de şehirler yalnızca coğrafi noktalar değildir. Aile hikâyeleri, göçler, yemekler, ağız özellikleri, gelenekler, çocukluk anıları ve aidiyet duyguları şehirlerle birlikte taşınır.

Şanlıurfa denildiğinde akla gelen kültürel miras ile İstanbul'un çok katmanlı şehir hayatı birbirinden farklıdır. Fakat bir insanın hayatında bu iki dünya aynı anda bulunabilir.

Belki de Faruk Aksoy hakkında doğum yeri kaynaklarının farklılaşması bize tam olarak bunu hatırlatıyor: İnsan biyografileri bazen tek satırlık “doğum yeri” bilgisinden çok daha karmaşıktır.

Bir insanı yalnızca doğduğu şehirle açıklamak mümkün değildir.

Son Bölüm: Faruk Aksoy'un Kökeni Hakkında Ne Söylenebilir?

Araştırmada karşıma çıkan kaynakları yan yana koyduğumda ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:

- SinemaTürk, Faruk Aksoy'un doğum yerini Urfa olarak veriyor.

- Şanlıurfa kaynaklı biyografik belgede 1964 Urfa doğumlu olduğu belirtiliyor.

- Buna karşılık Biyografya ve bazı diğer biyografi siteleri doğum yerini İstanbul olarak gösteriyor.

- Kariyer biyografilerinde ise İstanbul Üniversitesi'ndeki eğitimi, Onat Kutlar'ın yanında sinemaya başlaması ve yapımcılık-yönetmenlik çalışmaları ortak biçimde öne çıkıyor.

Bu nedenle forumda “Kesin olarak İstanbul doğumlu” veya “Kesin olarak Urfa doğumlu” demektense kaynaklardaki farklılığı belirtmek daha doğru.

Faruk Aksoy için Şanlıurfa/Urfa doğumlu olduğuna ilişkin kaynaklar mevcut ve “aslen nereli?” sorusuna verilen cevaplarda Urfa öne çıkıyor. Ancak bazı biyografik kaynaklar İstanbul doğumlu olduğunu yazıyor. Bu nedenle doğum yeri konusunda kaynak farklılığı bulunduğunu özellikle belirtmek gerekiyor.

Bence burada asıl güzel olan, küçük bir “nereli?” sorusunun bizi Türkiye'nin şehir kültürlerine, göç hikâyelerine, sinema tarihine ve hatta tarih anlatısının nasıl şekillendiğine kadar götürmesi.

Siz olsaydınız bir sanatçının memleketini belirlerken neyi esas alırdınız?

Doğduğu şehri mi?

Ailesinin geldiği yeri mi?

Çocukluğunun geçtiği şehri mi?

Yoksa kişinin kendisini ait hissettiği yeri mi?

Belki de Faruk Aksoy hakkında başlayan bu küçük tartışmanın en güzel tarafı, cevabın tek bir şehir isminden daha büyük olmasıdır. Çünkü biyografiler bazen bir nüfus kaydından değil, insanların hayat boyunca geçtiği yollardan oluşur.

Ve Faruk Aksoy'un sinemaya uzanan hikâyesinde de İstanbul, Urfa, hukuk eğitimi, Onat Kutlar'la başlayan sinema deneyimi ve yıllar içinde yaptığı yapımlar aynı uzun yolun farklı durakları olarak karşımıza çıkıyor.

Kaynak çelişkisini daha net yönetHikâyedeki kurgu karakterleri çerçevele

Kaynak çelişkisini daha net yönet

Hikâyedeki kurgu karakterleri çerçevele

Cinsiyet genellemesini daha dengeli kur
 
Üst